Balkondaki biberlerim
Posted by Sehrin Dansi on 28 Mayıs 2012 Pazartesi. Filed under: Bahçe, Balkon, Biber yetiştirme1 Comment
Büyük hayallerle alıp, kuşlardan sakındığım, balkondan salataya sofraya biber deyip sabırsızlandığım, üstüne üstlük 5 fide aldığım biberlerimin hepsi dolmalık biber cıktııııııı :) Şaka gibi :))
Pazartesi ve çarşamba akşamı tiyatro festivali kapsamında 2 oyun izledik, özellikle dün akşam izlediğimiz Şahika Tekand'ın yönettiği ' Oyun ' gerçekten festivalin en iyilerinden biri olmaya aday bence, kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim.
Şahika Tekand'ın bu gittiğim 3. oyunu.
Her 3 oyunun da sahneleme tekniği, ışık kullanımı ve oyuncu performansları bildiğimiz, görmeye alışık olduğumuz klasik tiyatrodan çok farklı.
Klasik tiyatroda bir olay, olayın geçtiği bir zaman ve yer vardır, oyuncular sahnede, belli bir dekor içinde oyunu canlandırırlar.
Şahika Tekand'ın oyunları (en azından benim gittiklerimin hepsi) biraz daha soyut, kavramsal, yer ve mekandan bağımsız, oyuncunun performansını ve değişik tarzda sahnelemeyi ön plana çıkartan ve bununla şaşırtan oyunlar. Aşağıdaki videolardan ne deek istediğimiz daha iyi anlayacaksınız.
Aşağıya bir kaç video ekledim oyunlarından....
“Samuel Beckett’in kısa oyunlarından “OYUN” kül küpleri içinde sadece başları görünen ve iki kadın bir erkek olan oyun kişilerinin, sıkışıp kaldıkları soyut bir mekan ve durumda yine soyut bir ışığın üstlerinde dolaşmasıyla, hızla konuşarak, konusu geçmişte yaşanmış bir aşk üçgeni olan sıradan öykülerini anlatmaya zorlandığı, tekrarlarla gelişen bir oyundur…”
Gittiğimiz diğer oyun 'Yalnızlar Kulubu' idi. İnternetteki yorumlara bakındım biraz, hepsi olumlu ama ben maalesef hiç beğenmedim. Sanki çok çala kalem, hızlıca hazırlanmış, yazılmış, sahnelemiş, izleyiciyi ne performans, ne sahneleme ne de senaryo açısından şaşırtan hiç bir durumun olmadığı vasat bir oyun bence.
Sami Berat Marçalı’nın yazıp yönettiği Yalnızlar Kulübü’nde insanın sosyalleşmek için gösterdiği “çabaya” odaklanılıyor. Demet Sağlam, intihara meyilli hayatının yönünü değiştirmek için yeni bir yöntem bulmuştur: “Hayat Ritmini Bul.” Bu yöntemde tek bir kural vardır. Duygularını rutin bir şekilde ifade etmek yerine bunu istediği şekilde, istediği renkte, istediği ritimde yaşamak. Kendi hayatını düzenlemesine yardımcı olan bu egzersizi başkalarıyla da paylaşmak isteyen Demet Sağlam, üç yıldır bunu bir kursa dönüştürmüş ve son bir yılda da oldukça popülerleşmiştir. Oyun, bu kursa başvurup katılan bir grubun ilk dersten son derse kadar geçen dönemlerini kapsıyor. Katılımcılar bir yandan bu yöntemle ilgili teknikleri öğrenirken, diğer yandan sosyalleşmeye başlıyorlar.
.jpg)
Önce çakıltaşları, sonra sırasıyla torf,akvaryum toprağı, karbon ve nomal toprak konulur, en son çiçekler ekilir. Ben çiöek olarak Fitonnia ve afrika menekşesini seçtim.Menekşelerimin kuşlar tarafından istila edilmesinden sonra sardunyalar geldi....Bir de yolunu şaşırmıs bi sümüklü :)
Son zamanlarda kendimi deli gibi okumaya vermiş durumdayım, hazır havalar yine kötüleşmişken okuyayım biraz daha... Bu yüzden de blog bu kadar aksadı... :(
Orhan Pamuk Kara Kitap, araya bir Paul Auster Yanılsamalar Kitabı ve şimdi yine Orhan Pamuk Cevdet Bey ve Oğulları... Sonra da 'Saatleri Ayarlama Enstitüsü' okuyacağım.
Bu arada aylık dergilerim Milliyet Sanat, Home Art ve House Beautiful da mayısla bitenler...
Akşamları yeşil çayıma eşlik eden yeni işim aşağıda: Etamin bittikten sonra kendisine henüz ne yapacağıma karar vermedim, tablo olabilir, kesilip bir yastık veya başka bir şeyin üzerine dikilebilir.
Arada bir de bookmark denedim, ilk denemeydi, şimdi daha güzel desenler buldum, daha güzel olacak sonrakiler...
Tam bir 'görmemişin balkonu olmuş' modundayım :) 2 metrekare balkonuma hangi çiçeği koyacağımı şaşırdım. :)
Biberlerimden sonra (kendileri büyümeye devam ediyor) son numaram ' Bodur saksı begonvili' , çiçekçim Osman Amca'da görür görmez aşık oldum.
Begonvilin bir çalı-bodur denilen saksı balkon tipi bir de her zaman gördüğümüz sarmaşık tipi olanları varmış.
Şubat ayında bodur olanı güzelce budanır, şekil verilir, fazla dallanıp budaklanması kontrol altına alınır, kasım'da 2. bir budama yapılıp sürekli bodur kalması sağlanırmış. Aslında bodur begonvile verilecek şekil tamamen sizin veya çiçekçinizin budama şekline kalmış, ister boyu çok uzamadan sürekli budar ve tam küçük saksı tipi masa üstüne olacak şekilde yapabilir ya da boyunu maksimum 1mde tutup üstünü top gibi bırakabilirsiniz.
Ben şu anda gidip bakıp bakıp eve eli boş dönme aşamasındayım henüz, bir türlü almaya cesaret edemedim, bakımı biraz zor gibi, çok hassas bir bitki olup kendisi bol güneşte kökleri gölgede olacakmış (nasıl olacaksa :) ) sulaması azar azar kireçsiz su ile olacak, kışın mutlaka sıcaklık 7-10 derece olan bir yerde barındırılacak, ilk baharda budanacakmış, kendime böyle bakım yapmıyorum ben :) gözüm korktu resmen.
Bu arada fiyatı 65 TL
Çok güzeller ama, her an alabilirim kendimi zor tutuyorum :)

Kanaviçe için yeni rengarenk kumaşlar alınmıştır.
Kendilerinden aşağıdaki kaşık çatal ceplerinden yapılacak.
Model tabii ki de yine Rico'dan...
Herkese merhaba tekrardan :)
Akşamlık, süper keyifli, iş stresi attıran, kafa dağıtıcı kanaviçe işlerine devam :))
Daha önce burada bahsettiğim kuşlarım yap yap bitmiyor, bayağı da uzun sürecek gibi, sıkılmamak ve sallayıp kıytırmamak için :) araya çok daha basit ve kısa sürede bitirilebilecek işler aldım.
İşte size kanaviçeden tutacaklarım :) Yine ilk örneği annem yaptı, ben de 2.sini tamamlıyorum. O kadar basit ki, etamin, tutacağın arasına koymak için biraz elyaf, iplerimiz, desenimiz ve etrafına dikilip kapatılacak olan biye (şerit deyip duruyordum; biye deniyormuş meğersem)
Rico'nun kitabında ne zamandır bu kuşları görüyor ama yapabilmek için pişmeyi bekliyordum.
Annem biraz başladı, şimdi ondan devraldım.
Renkler, tombul kuşların şirinliği, desen tam baharlık.
Yalnız bu biraz uzun sürecek, masa örtüsü çünkü.
Burada bahsettiğim iş sonlanır.
Tabi henüz pembe güllerim açmış değil, açınca daha bir anlamlı olacak flower plug ile.
Rico Design'ın iç geçirirerek baktığım, yeni çıkan kitapçığı, 132 Tea Time.
Henüz TR'ye gelmedi sanırım, kanaviçe sevenler için paylaşıyorum :)
© 2011 Şehrin Dansı... | Powered by Blogger | Blog Design by Delicious Design Studio